hayalhane

uzun zamandır yazamadım bir şey. fırsat olmuyor ki derslerden. bilgisayarın klavyesine bile dokunmam yasak. (annem sağolsun)

ama şimdi komşuda ve bende derslerimi bitirdim. fırsat bu fırsat.

neyse..

 

yeni haberler:

 

- Kemalettin o binadan taşınmış. yani onun izini tamamen kaybettim.

- bugün küçük bir çocuk caddede düştü az ilerisinde de araba vardı. Allah tan çocuğa bir şey olmadı  ama o anı uzun bir süre unutamıyacağım.

- fantastik kurgu türü okumaya başladım. ilk  kitabım 'Eragon'. beğendim. güzel gidiyor şimdilik.

- haftaya ingilizce yazılım var ve mide kramplarım şimdiden başladı.

- felsefe öğretmenim bana 'sen yakında anarşist olcaksın' dedi. bu iyi bir şey mi :)

- kilo aldım. :)

- saçları mı mı kestirsem bilmiyorum.

- tuhaf tuhaf rüyalar görüyorum. mesela dün beğendiğim bir aktörle masa tenisi oyuyordum. daha doğrusu o bana masa tenisi öğretiyordu. raketin nasıl tutulacağı kısmı en romantik olanıydı:)

 

aklıma şimdilik bu kadar geliyor. ama ir dahaki sefere arayı bu kadar fazla açmayacağım.

kendinize iyi bakın :)

Yorum (6) Yorum yaz!

pişmanlıklar

5. sınıfa giderken annem çalıştığı için babaannem baktı bana ve kardeşime. Evleri bizim eve yakındı. Okuldan doğruca babaannemlere gelir, yemek yer, dışarı çıkar oynardık.

Binadaki çocukların hepsi uzun zamanlardır tanışıyorlardı ve bizi aralarına almaları baya bir uzun sürdü. Hepsi hemen hemen 10 yaşın altındaydı çocukların. Ben başlarda onların en büyüğü olduğumu sanıyordum. Ta ki Kemalettinle tanışana kadar. O 6. sınıfa gidiyordu. Çocukların neşe kaynağı, ağabeyleri, aynı zamanda da liderleriydi. Ama en önemlisi beni ve onları korurdu. İsmini hatırlayamadığım bizden yaşça büyük olan bir çocuktan, gürültü yaptığımız için bizi kovalayan Ateş amcadan, onun eli bıçaklı tuhaf karısından…

Sürekli maç yapardık, hem de onunla ben bir olup, bütün çocuklara karşı.

Onlardan yaşça büyüktük. Onlarla ortak konuşacak konularımız pek yoktu. Bu sayede birbirimize yaklaştık. Arkadaş olduk.

Yıllar geçiyordu. Beraber birçok şey yaptık onunla. Bahçemizde olan ceviz ağaçlarından ceviz, dut ağaçlarından dut topladık, yedik. Ateş amcanın arkasından taklidini çıkartıp güldük.

Ben onu, o beni çağırdı dışarı çıkacağı zaman.

Kuzenim gelmişti bir kez. Benim onu sevdiğimi söyledi. Sen çok seviyorsun bu çocuğu, âşıksın ona, dedi. Ben de bunun yalan olduğunu söyledim. O da, komşular bile bunlar çok yakışıyorlar birbirlerine diyorlar, dedi.

Büyümüştük. Doğaldı tüm bunlar. Kemallettin’ i seviyordum. Ama âşık mıydım? Aşk neydi.

En ufak bir fikrim bile yoktu.

Sonra biraz daha büyüdük. Artık onun da, benim de farklı arkadaşlarımız vardı. Beraber dut yediğimiz günler çok eskide kalmıştı. Dışarı çıkmıyordu. Ben de babaannemlere gidemiyordum. Sadece kuru bir ‘selam’ vardı artık.

Sonra babaannemler taşındı o binadan. O konuya hiç girmeyeceğim. Ama gözlerim… Yüreğim… Ne zaman kötü günler yaşasam hep onu andı… Ne zaman birini sevsem hep onunla ‘karşılaştırdım’. Ne zaman babaannemlerin evinin önünden geçsem hep yüreğim sızladı. Ona söylemediğim cümleler için olan pişmanlıklarım yüreğimi yaktı durdu… Bazen sırf onu özlediğimden, belki görürüm umudu ile yolumu uzatıp, o binanın önünden geçtim…

Ama yoktu… Göremedim…

Bir gün Kızılay’ da karşılaştık. İsmimi hatırlıyordu. Ve gözleri. Aynen benim ona baktığım gibi bakıyordu bana gözleri.

Ama dedim ya büyümüştük… Çocuk değil artık. Beraber maç yapamaz, ceviz ağacına çıkamazdık. Parka da gidemezdik beraber.

Hal hatır sorduktan sonra sadece bir ‘hoşça kal’  döküldü ikimizin de dudaklarından…

 

Bugün yine babaannemlerin eski apartmanının önünden geçtim. Ama sen yoktun bahçede. Balkona da çıkmadın.

Her şey için üzgünüm.

Söyleyemediğim tüm cümleler için üzgünüm.

 

Anlatıklarını anlamadığım için üzgünüm…

Ama gözlerini hala hatırlıyorum…

22. şubat. 2008

Yorum (6) Yorum yaz!

gece ve ben

‘Gece’yi sevmememin belli başlı nedenleri:

 

1 karanlıktan korkmak

2 yalnızlık

3 susmak

4 beklemek (neyi, kimi bilmeden)

5 ‘keşke’ leri hatırlamak

6 hayaller ve gerçekler

7 kardeşimin rüyalarında bazen ağlaması

8 köpeklerin havlaması

9 korku filmlerindeki sahneleri hatırlamak

 

Vs.vs.

 

Çok uzaklarda evlerin ışıkları söner teker teker

Gece yıldızlar sultanların bulunduğu yerde

Benim Ankara’m kapkara zindan

Kalbim… Bilmiyorum hangi sevdanın peşinde

 

Geceleri kalem mi dost kâğıt mı bilinmez

Sessizlik sanki somut bir şey yanı başımda

Yalnızlık zaten yakamı bırakmaz kardeş

Gece, saat 12 den sonra yaşlar hep damla damla

02.Şubat.2008

 

 

‘Gece’yi sevmemin belli başlı nedenleri:

 

1 hayal kurmak

2 yalnızlık

3 uyumak

4 beklemek (neyi, kimi bilmeden)

5 ağlamak (özgürce)

6 ağlamak (doya doya)

7 ağlamak (düne, bugüne, yarına)

8 ağlamak (aşka)

 

 

Yorum (8) Yorum yaz!

soru

      -    Sana söylemek istediğim çok şey olmasına rağmen çok az zamanım var…

          ‘bir ömür’ kadar az bir zaman…

           Bilmiyorum, senin gibi ben de bilmiyorum ömrüm ne kadar.

           Ne önemi mi var…

           Evet doğru.

-         Ölen bedendir, âşıklar ölmez.

-         Yani sonsuz muyum ben

-         Belki…

Yorum (9) Yorum yaz!

dipteyim..sondayım..depresyondayım

Çünkü okullar açıldı. Ama yanlış anlamayın bu dediğimi. Ben okumayı çok severim. Karnem de güzeldi. Benim sorunum sabah erken kalkmakla. Neden sabahları erken kalkmak zorundayız…

Okulum sabah 8.30ta başlıyor. Ben de 7.30 gibi kalkıyorum ama çok erken. 7.30. çok erken.

Başkalarına anlattığım zaman ‘ Ne erkeni be. O kadar uyku neyine yetmiyor’ diyorlar.

Ama onlar bilmiyorlar beni.

Onlar geceleri uyuyamadığımı, güneş doğmaya yakın gözlerimi kapattığımı bilmiyorlar.

Okuldan eve gelip doğruca yatağa yattığımı, uyku dengemi öyle sağladığımı bilmiyorlar.

Üst kattaki komşumuzun küçük bir oğlu olduğunu, odasının da tam benim odamın üstünde olduğunu bilmiyorlar… L

 

Yorum (9) Yorum yaz!

« Önceki ::